Zayıflamak İçin En Doğru Tedavi Yöntemini Nasıl Seçebilirim

Günümüzde fazla kilo herkesin ana problemi. Çünkü artık gelişen teknoloji ve koşullar nedeniyle kişilerin yaptığı hareket ve dolayısıyla harcadıkları enerji miktarı ciddi oranda azaldı. Artık herkes eve yapacağı alışveriş için bile gezmek yerine internetten sipariş vermeyi tercih ediyor. Bunun yanında özellikle genetiği ile oynanmış gıdalar hormonal dengemizi bozarken yüksek kalorili yiyecekler, tatlandırıcılar, soslar da kilo almamıza ve hatta yağlanmamıza sebep oluyor.
Tüm bunlarla birlikte yoğun iş temposu sağlıklı beslenmemize engel olup uymaya çalıştığımız diyet programları imkansız hale geliyor. Bunların sonucunda ise kilo almak kaçınılmaz hale geliyor.
Peki nasıl zayıflayacağız? nasıl kilo almayacağız? Kilomuzu nasıl kontrol altında tutacağız?
Tüm bunların cevabı aslında kendimizi tanımamızdan geçiyor. Öncelikle kilo almaya sebep olan asıl problem ne bunu bulmalıyız. Hormonal bozukluklar, tiroid rahatsızlıkları, insülin direnci, diyabet gibi bir hastalığa sahipseniz sizin kilo vermek için yapmanız gereken ilk şey mutlaka ilgili alanda uzman bir doktora başvurup mevcut hastalığınızın tedavisini almalısınız. Yukarıda saydığımız hastalıklar varken, dukan diyeti, İsveç diyeti, 1 ayda 10 kilo verdiren diyet, diyet salata veya adını sayamadığımız hangi diyeti yaparsanız yapın kilo veremezsiniz.
Peki bu hastalığın tedavisi olduktan sonra ne yapmalıyım?
Bu durumda diyet listenize uyup özellikle buna spor yapmayı da eklerseniz çok güzel kilo verebilirsiniz. Ama burada dikkat edilmesi gereken nokta amaç asla kilo vermek için diyet olmamalı. Amaç sağlıklı beslenmek ve bu beslenme şeklini yaşam biçimi haline getirmek olmalı. Eğer kilo vermek için diyet yaparsanız kilo verdikten sonra doğal olarak diyeti bırakıp tekrar verdiğinizden daha fazla kilo alacaksınız. Bu yüzden mutlaka bunu bir yaşam biçimi haline getirmeli ve kilo verdikten sonra asıl yapılması zor olan kilo kontrolü ve kilonun sabitlenmesi çok önemlidir.
Hangi diyeti yaparsam yapayım kilo veremiyorum veya kilomu sabit tutamıyorum çok iştahlıyım diye şikayetçi olanlar için ise mide balonu veya mide botoksu bu süreci geçmede yardımcı olacaktır. Bu iki yöntemde özellikle geçiş sürecinde tokluk hissinin uzatılmasına ve böylece diyet programına uyulmasına yardımcı olacak yöntemlerdir. Kilo vermekte zorlanan veya diyet programına uymakta güçlük çeken kişilerde bu iki yönteminde bu sürece girişi kolaylaştırmaya büyük faydası olacaktır.
Bazı kişilerde ise ki bu kişilerin vücut kitle indeksi 40 tan büyüktür, diyet, spor, akupunktur gibi zayıflama yöntemleri ile zayıflama ihtimali yapılan çalışmalarda %3 olarak gösterilmiştir. Bu yüzden bu tarz kişilerde aslında en doğru, en hızlı ve en sağlıklı yöntem olarak tüp mide ameliyatını önerebiliriz.
Sonuç olarak aslında en baştan itibaren beslenme alışkanlığımızı daha sağlıklı beslenme şekline ve bu beslenme şeklini zayıflamak için değilde sağlıklı beslenme için bir yaşam biçimi haline getirmek en doğrusudur. Ama bunlarla sonuç alınamıyorsa mutlaka hormonal veya tiroid rahatsızlıkları açısından bir uzman doktor görüşüne başvurulmalı. Bunlara rağmen yine kilo vermekte problem varsa yardımcı yöntemler olan mide botoksu veya mide balonu düşünülmeli. Ama tüm bu yöntemlerle kilo verilemeyecek kadar kilolu iseniz o zaman cerrahi yönteme yönelmekten geri durmamalısınız.
Yorum Yazın